BÜYÜ NEDİR

 

İslam’da büyü yapmak, tıpkı fal bakmak gibi açıkça haram kabul edilir. Bazı Hanefi alimleri büyüye karşı önlem almak gibi sebeplerle ve uygulamamak kaydı ile, tahsilini helal görmüşlerdir.

İslam dünyasında büyü bazen İlm-el Havass adı altında okutulmuş, bazen de salt kişisel menfaatler amacıyla ve insanların aleyhine kullanılan ve adına sihir ve büyü denilen ve kınanan şekliyle kullanılmıştır. Buna göre tanımlar ve lehte ve aleyte sözler de çeşitlilik göstermiştir.

Ahmed b. Mustafa Taşköprüzade’nin Miftâh es-Seâde ve Misbâh es-Siyâde adlı eserinde büyü şu şekilde tanımlanır: “Büyü, evrensel münasebetleri, yıldızların pozisyonlarını ve bunun dünyevi olaylarla alakasını, yani tabiat alemini hususi bir bakış açısı ile inceleyen ve bu terkibin neticesi, nadir tesirler ve harika sırlar ile bunların kaynağı olan nedenleri araştıran ve ortaya çıkaran bir ilimdir.”

Taşköprüzade büyüyü dört çeşide ayırır; Hintlerin ruhların temizlenmesi yöntemi, çeşitli güçlüklere maruz kalınan Nabatilerin yöntemi, “kainatın ve kevkeplerin ruhanilerinin teshir edilmesi ile ilgili” Yunan yöntemi ve müphem isimlerin, formüllerin, cinler üzerinde etkisi olan meleklerin kullanıldığı İbrani, Kıpti ve Arapların metodu. Kayda değer diğer bir nokta ise kullanılan ve önerilen tılsım sembol ve reçetelerin yüzlerce yıllık geçmişi olması, çoğunun kasti veya kasıtsız aktarım hatalarından ötürü etkisini yitirmesidir.

İslam literatüründe sihir, tılsım, gözbağcılık, rukye, nazar, cifr, ifha, simya, nücum, kehanet, falcılık, düğümcülük kavramları hakkında bilgi verilmektedir. Kur’an’da sihir küfür sayılır (Bakara:102), büyü yapanlar yerilir (Taha: 69, Yunus:77). Bakara suresinde (102) Harut ve Marut kıssası anlatılır. Bunlar iki melek veya insan olup, büyü bilgisi verilmiş, onlar bilgileri insanlara öğretmiş, şeytan ve cinler bu bilgileri alarak kullanınca başlarına azap indirilmiştir. İslam peygamberine düşmanları tarafından büyü yapıldığına ve büyüye karşı Felak ve Nas surelerinin indiğine inanılır.

 

 

İslâm dini, sihirle uğraşmayı büyük günahlar arasında sayarak yasaklamıştır (Buhârî, Tıb, 48 [ 5764]). Kur’ân-ı Kerîm, sihirle uğraşanların âhirette nasibi bulunmadığını ve onların şerrinden Allah’a sığınılması gerektiğini ifade etmiştir (el-Bakara, 2/102; el-Felak, 113/4). Zira şeytan, cinler, ruhlar ve yıldızlar gibi varlık veya nesnelere Allah’ın kudreti üstünde bir güç nispet eden, onlarda olağanüstü bilgi ve güç iddiası varsayan bütün sihir türleri, İslâm’ın tevhid ve tevekkül inancına aykırı olup kişiyi şirke kadar götürebilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde, o günkü uygulamalardan biri olan düğüm yapıp sonra ona üflemek suretiyle sihir yapanların şirk koşmuş olduklarını ve nazar gibi etkilerden korunmak amacıyla bazı nesnelere sığınanların, Allah’ın yardımından mahrum kaldıklarını beyan etmektedir (Nesâî, Muhârebe, 19 [4084])

Büyü için dinden çıkma mürted olma hidayetten sonra delaleti seçme dememiz daha isabetli olur. çünkü büyü yapan da yaptıranda onlara yol gösteren her insan büyük günah işlemiş olur ve küfre düşer.

 

Kıymetli kardeşlerim bilindiği gibi elmas ve kömürün aslı karbondur. Ancak biri belirli bir işlemden sonra elmas diğeri kömür oluyor. Aynı şekilde insanlarında aslı birdir. Bütün insanlar aynı maddi ve manevi uzuvlar ve ruhla donatılmıştır. ancak bunların doğru yahut yanlış kullanılmalarıyla insan arasındaki farklılıklar ortaya çıkmaktadır. maalesef, toplumuzda elmas karakterlilerin yanı sıra kömür karakterlilerde mevcuttur. Kendilerini çok az bir dünya menfaati karşılığında seytana köle olarak teslim eden bu ( kömür karakterli insanlar ) büyücü ünvanıyla insanların içine karışıp insanlara zarar verebilmek için tüm güçleriyle çalışmaktadırlar. Bunun neticesinde nice insanlar işlerinden iflas etmekte , niceleri hastalıklarla boğuşmakta niceleri de huzurlu olan yuvalarını bir daha görememektedir.(rabbim bizleri her türlü sihir büyü ve musallattan muhafaza etsin) şunu da unutmamak gerekir ki yapılan her büyü tutar yada tutacak diye bir şey yoktur. manevi olarak kendimizi muhafaza ettiğimizde bizlere yapılan büyülerin tutma olasılığı çok düşmektedir.

 

Kıymetli kardeşlerim Eskiden beri sihirler , büyüler ve cinler vardır. Bunlar bazen insan vücuduna nüfuz eder. Onlardan korunmak için belirli metotlar kullanılır. Oysa sihir ve büyüden korunmak için bilinçsiz yapılan işlemler insana  faydadan çok zarar vermektedir.

 

Öncelikle sihir büyü ve musallatın belirtilerine bakmak lazım eğer bizlerde bu belirtiler varsa işin ehli ( metafizik uzmanı yada havas hocası ) kişilere müracaat etmemiz gerekmektedir.

kesinlikle şunu unutmamak lazım bu ilim tıptan ayrı düşünülemez bizlere müracaat eden danışanlarımızın çoğunda halk diliyle hocalık değil doktorluk sıkıntılar bulunmaktadır.. bu tür kişileri iyi bir psikiyatri doktoruna yönlendirmek gerekmektedir. Aksi taktirde hasta daha da hastalanmaktan kendini kurtaramaz.

ÜZERİMDE BÜYÜ VAR DİYORSANIZ veya BU DURUMDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ ZAMAN KAYBETMEDEN

ABDULKADİR HOCA İLE İLETİŞİME GEÇİN